Ana Sayfa Türkiye 4 Mart 2017 262 Görüntüleme

Davutoğlu'dan çok önemli açıklamalar

Başbakan Ahmet Davutoğlu
katıldığı bir televizyon programında gündeme dair önemli
açıklamalarda bulundu.

Davutoğlu, Bülent Arınç’ın Bakanlar Kurulu sonrası söylediği
‘Dolmabahçe toplantısıyla ilgili olarak okunan metin, kabul edilen
metin değildi’ sözlerine “Herhalde yanlış bir özet çıkarmadır, öyle
değil” yanıtını verdi.

Davutoğlu, “Başbakan ile Gündem Özel” programında Çözüm Süreci
başta olmak üzere gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

PKK, silahları ne zaman bırakacak, açıklamaları nasıl
değerlendiriyorsunuz? Sorusu üzerine Davutoğlu:

O gün yapılan açıklama metin olarak yapılan bir açıklamadır ve son
derece açıktır. Silah bırakma iradesi bırakma çağrısı ve bunun
tarihi bir adım olduğu vurgusu var daha sonra da 10 madde içinde
tartışmalar yapılabileceği hususudur. Bu açıklamaların özünü teşkil
eden hususa dikkat çekmek isterim. Bu silah bırakma çağrısıdır.
Öyle olmamış olsa Çözüm Süreci’nde atılan bu adımların içeriği
muhtevası boşaltılmış olur. 

“Bu 10 maddenin ön şartı olması söz konusu
değildir”

HDP bu açıklamayı yaptıktan sonra tahrik edici yorumlar getiriyor,
MHP de bu açıklamanın içini boşaltmak için 10 maddeye dikkat
çekiyor. Ne var bu maddelerde kamu düzeni var, özgürlüklerin
korunması var, çözüm sürecinin kalkınma boyutu var. Tartışılması
abes teşkil edecek hiç bir husus yok. Şuna dikkat çekmek istiyorum.
Çözüm süreci şu anda bizim açımızdan sistematik bir süreçtir. Ta
Cumhurbaşkanımızın 2005’te Diyarbakır’da yaptığı konuşmada başlayan
bir süreçtir. O günden bu yana 15 günde aralıklı toplanıyoruz. Bu
metin bizim önümüze geldiğinde üzerinde tek tek dikkatlice durduk.
Bu 10 madde ön şart gibi gösterilen silah bırakma çağrısı esas
olarak 10 maddeden önce zikredilmektedir. Bu maddelerin
tartışılmasında bizi rahatsız eden bir husus var mı hayır.

“Yeni eylem planı açıklayacağım”

Ben 8 Mart’ta Mardin’de yeni eylem planı açıklayacağım. Bütün bu
kavramlar bizim de Türkiye’nin geleceği ile ilgili süreçleri
benimseyen herkesin kararıdır. Kim neyi konuşmak istiyorsa özgürce
konuşabilir tartışabilir. Yeter ki şiddet olmasın. Silahlar hemen
bırakılmalı. 2013 Nevruz’una geri dönmemeliyiz. O süreç içinde 2 ay
içinde çekilme takvimi açıklanmış Mayıs ayında daçekilmeye
başlanmıştı. Gezi olayları ile geri vitese attılar ve süreci
durduracak adımlar attılar. Onlar attı ama biz atmadık. 

“35 yılda geldiğimiz en önemli nokta”

Sonra 17-25 Aralık kumpasları yapıldı. Bu hep çözüm sürecinde
atılması gereken adımları ve silahları bırakma çağrısını veya
uygulamasını geciktirdi. 30-35 yıllık bu terörle mücadele ister bu
konuda problemleri çözme noktasında geldiğimiz en önemli aşamadır.
Artık nehrin ortasına gelmiş vaziyetteyiz ve su daha hızlı akıyor.
Artık karşıya geçmek durumundayız. Bunu da özgürce herşeyi
tartışarak yapabiliriz zinhar silah kullanılmamalıdır. Bu açıdan o
önemli bir açıklamadır ve silahlı mücaadeleyi reddeden bir
açıklama. Bunun gereği yapılırsa Türkiye her şeyi
tartışır. 

“Tekrar istişare edeceğiz”

Dönünce tekrar Çözüm Süreci’yle ilgili arkadaşlarla bir araya gelip
atılması gereken adımları atacağız. 3. göz gibi değil akil insanlar
heyetinden belki daha küçük bir grubun silahsızlanma ile ilgili
konuyu izleyebilecekleri veya takip edebilecekleri bir mekanizma
üzerinde düşünülebilir. Ama esas itibari ile bu akil insanlar
heyetinin zaten önemli bir misyonu vardı ve etkin şekilde
çalıştılar. Ben hepsini dinledim çok da istifade ettim. Bu
çerçevede atılacak adımları hep birlikte onlarla da istişare ederek
konuşacağız.

Nevruz’da görüntülü mesaj olacak mı?

Bunlar hep afaki açıklamalar böyle bir durum söz konusu değil.

Gazeteciler İmralı’ya gidecek mi?

Bunlar hep zihni egzersiz içinde birilerinin kendi dünyasında
yaptığı açıklamalar. Bizim gündemimizde böyle şeyler yok.
Silahsızlanma çağrısı yapılmış doğru bir adımdır. Silahları
terketme dışında demokratik siyasete de davet var. İnsan haklarına
aykırı bir teklif getirilemez ve çatışmacı bir dil ile taraflar
tekrar Türkiye’nin birliğini bozacak şekilde bir duruma
sokulamaz.

Yeni Türkiye’yi birlikte inşa edelim

Artık Türkiye’nin önünü açmak lazım. Güzel bir gelişme yaşandı ama
bakan göz de önemli güzelliği görebilmek önemli. O gözler
birbirlerine güzelce bakarsa yeni Türkiye’nin inşaasına fayda olur.
Onlar tabi ilgili tarafların bileceği şeyler. Önemli olan bizimde
kabul ettiğimiz bir mutabakatla silahların bırakılmasıdır. Bunun
adımları atıldığında insani konuda her konuyu görüşürüz, hukuki
konuları görüşürüz. Gelin 7 Haziran’da nasıl bir parlamento çıkarsa
çıksın hep birlikte birbirimize söz verelim. Nasıl bir anayasa
istiyorsak birlikte karar verelim. Herkesin hakları olsun burada.
Herkesin kendisini güvende ve özgür hissedeceği bir Türkiye’yi
gelin birlikte inşaa edelim.

“Yanlış olsaydı hesabı ben verecektim”

28 Şubat’ın getirdiği zihniyetle anayasa yazılmasın. Şah Fırat
operasyonu yaparsınız eskiden komutanlar vardı der ve TSK’ya
Genelkurmay Başkanımıza hakaret eder. Yarın siz iktidar olun
Genelkurmay Başkanı sizi dinlesin. Nihayet ülkenin hesap veren
makamı halkın önüne çıkan makamı siyasettir. O direktifi Şah Fırat
operasyonunun direktifini ben verdim. Hesap verecek kişi benim.
Yanlış olsaydı da hesabı ben verecektim. Onun için de o hesabın
gereğini yüreğimde hissettiğim için 9 saat boyunca orada gözümüzü
kırpmadan operasyonu yönettik. 

“Bir Genel Başkan ilkeli olmalı”

Bu bizi doğrudan ilgilendiren bir husus değil. Biz üzerimize
düşenleri yaparız ve sürecin nereye gittiğine bakarız. Son
açıklamaya kolay gelinmedi. Bu açıklama ile yeni dönem yeni bir
dönem başladı. Bunn gereğini herkesin yapacağına inanıyorum. HDP
için de dikkat ederseniz açıklamayı yapan HDP milletvekilleri ile
Demirtaş’ın yorumu arasında bir açı var. İç meselelerine girmek
istemem ama bunu çözmeleri lazım. Silahları bırakırız ama
dememeleri lazım. Bunun aması olmaz. Selahattin Demirtaş her yerde
barış deyip buna karşı çıkarsan kimse sana inanmaz. İşte
Demirtaş’ın bütün bunlardan alması gereken tecrübe bu. Bir partinin
eşbaşkanı başkanı olduğunuzda ilkeli duracaksınız. 6-7 Ekim
olayları olmasaydı biz Kasım ayında bu noktaya gelirdik. O
tecrübeden sonra 1 Ekim’de bizimle görüştükten sonra attığı twiit
ile 6-7 Ekim olayları yaşandı. Bu açıklamaları Demirtaş sabote
etmemeli. Bu açıklamanın içini boşaltacak birşey söylerse her
şeyden önce kendisine yazık olur.

Kobani ile ilgili fırtınalar koparıldı. Ben de defalarca mesaj
verdim ve oradaki kardeşlerimize sahip çıkacağımızı söyledim
Türkiye onları kucağına bastı. Peki Türkiye olmasaydı bu mümkün
olabilir miydi? 197 bin kişi 3 günde geldi ya onlar DEAŞ’ın
vicdanına teslim edilmiş olurdu. Bu pozitif gündem üzerine söylem
inşaa etmek lazım. 

Silahlar nasıl bırakılmalı?

Bu teknik detaylar çözüm sürecinin ilgili kurumlarınca konuşulur.
Önemli olan bu iradeyle birlikte Türkiye’nin dağında sokağında hiç
bir yerde silahlı bir yöntemin bir daha kullanılmamasıdır. Bir gün
kullanırım diye barındırılmamasıdır. 

Babacan ve Başçı’nın istifa iddiaları

Söz konusu değil. Bu haberlerin ortaya atıldığı gün Sayın Babacan
son derece farklı bir konu için Resmi Konut’a gelmişti. Ekonomi ile
ilgili bir konu. Ben bu açıklamaları spekülatif görüyorum. Borsa da
ya da kurda yükselme veya inmenin getireceğini görenler bunu haber
yapmışlar. Erdem Başçı ile de görüştüm. Tamamiyle tıbbi bir husus.
Sayın Başçı için de söz konusu değil istifa konusu. Bu arkadaşlar
SAyın Babacan 12 yıldır Türkiye’de hem siyasetin hem ekonominin
içinde. Böyle bir söylentinin nasıl bir sonuç çıkartacağını en iyi
o bilir. Hep birlikte süreçler yaşanmış. Erdem Başçı’da MB Başkanı,
öncesinde vekili olarak bu işleri yürütmüş bir arkadaş. Spekülasyon
yapmak isteyenlerin çirkin bir oyunu veya söylentisi. Böyle bir
durum söz konusu değil.

Cumhurbaşkanı’nın eleştirileri

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra AK Parti Genel Başkanı
Başbakan değişti bu kolay bir şey değil. Birileri diyor ki Mart
ayında bu hükümet gidecek diye kumpas kuran bir paralel çete vardı.
Herkes Mart ayında ne olacak diye bekliyordu. Onu aştık, 30 Mart
seçimlerini aştık 10 Ağustos seçimlerini aştık, kongremizi yaptık.
Ben AK Parti’nin bütün delegelerinin oyu ile büyük bir sorumluluğu
omuzlarıma aldım. Cumhurbaşkanımız kendi görüşlerini ifade etti.
Türkiye Merkez Bankası bağımsızlığını kaybetmiş gibi. Dünyada
krizler yaşanırken Türkiye’nin ekonomik iktisadi yapısını sağlam
tutabilmeliyiz. Türkiye’de enflasyonla mücadele ile büyümeyi
birlikte teşvik edecek olan bir büyümeyi sağlamak. Türkiye bunca
krize rağmen ekonomisini büyütmüşse bunun iki önemli kilidi var
bunun biri güven diğeri istikrardır. Sayın Babacan ve Başçı da bu
konuda büyük emekleri olmuş insanlardır. Son faiz indirimnde de
dile getirdim. Önemli olan faizin düşme trendine girmiş olması ama
bunun daha fazla olması yönündeki beklentimizi de ifade ettim.
Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadelerine saygı ile yaklaşırız. Sayın
Cumhurbaşkanımızın 12 yıl boyunca kendileri ile birlikte
çalıştığını da unutmamak gerekir. Hiç bir şekilde ne AK Parti’nin
bütünlüğünden ne de Türkiye Cumhuriyeti’nin özellikle bu kritik
ortamda ve küresel kritik ekonomik ortamda güven ve istikrardan
taviz vermesini kimse beklemesin.

“Halep-Musul bizim için kritik şehirlerdir”

Irak ve Suriye’deki her gelişme bizi ilgilendirir güvenliğimizi
ilgilendirir. Herhangi bir ülkenin topraklarında gözümüz olmadığını
herkes bilir. Ama bizim her an tetikte olmamızı gerektiren bir
konjektür var. Suriye’de barbarca bir yönetim var ve sürekil
Türkiye’ye kaçmaya çalışan bir mülteci grubu var. Halep Musul bizim
için kritik şehirlerdir. Halep bir taraftan DEAŞ ile bir taraftan
da Suriye Rejimi ile çatışıyor. Benzer şekilde Musul, Kerkük ve
Erbil de bizim ulusal güvenliğimiz bağlamında önemli. Musul’da
başkonsolosluğumuz işgal edildiğinde o günden bugüne bir taraftan
Irak merkezi hükümeti ile bugünlerde savunma bakanımız Bağdat’ı
ziyaret edecek. İkincisi Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile orada
yapacağımız çalışmalar ki TSK’nın verdiği eğitimi de gördüm bir
taraftan onlarla yürütüyoruz, başta Kerkük olmak üzere Türkmenlerin
korunması için neler yapabiliriz bunları konuşuyoruz. Şimdi de
Musulluların kendi şehirlerine sahip çıkacak şekilde eğitilip
donatılması lazım.

“Musul durumu ile ilgili şartların ne olacağı zamana
bağlı”

Irak bağlamında şartlar farklıdır, Suriye konusunda şartlar
farklıdır. Ama Eğit-Donat farklı. Eğer biz Eğit-Donat için 4 yıl
beklemeyip 2-3 yıl önce yapsaydık DEAŞ diye bir örgüt de olmazdı,
Suriye rejimi de bu noktaya gelmezdi. Irak’taki durum muhatap olmak
bakımından farklı. Erbil yönetimi bizim için muhatapdır. Musul
Valisi bizim için seçilmiş bir validir. Onun abisi Cumhurbaşkanı
Yardımcısı.  

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Ve işte o kanun

Ve işte o kanun

Ankara Evden Eve Nakliyat